Gönderen: gelecekte | Kasım 5, 2008

VE OBAMA BAŞKAN-YA TÜRKİYE’DEKİ YANKILARI

 

KİMİLERİNİN MUTLU,KİMİLERİNİN DE KORKULU RÜYASI YA BİZİM,İŞTE BASINDA  OBAMA

Ve rüya gerçek olur…

Amerikan’nın 44. Başkanı Demokrat Barack Hüseyin Obama oldu. Demokrat lider kritik eyaletlerde rakibi McCain’i açık ara geride bırakarak zafer elde etti. Ülkenin ilk siyahi başkanı olan Obama, zafer konuşmasında, “Değişim Amerika’ya geldi” dedi. Obama, ABD’de herşeyin mümkün olabileceğini de vurguladı.

 

ABD’deki başkanlık seçimlerinde saat 06.06 itibariyle resmi olmayan sonuçlara göre Demokrat Barack Hüseyin Obama oy çoğunluğu ile ABD’nin yeni başkanı oldu. Obama, Maine, Ohio, New Hampshire, Vermont, Massachusettes, Illinois, Connecticut, Florida, New Jersey, New Mexico, Rhode Island, Mass, Delaware, Pennsylvania, Maryland eyaletlerinde kazandı. Cumhuriyetçi John McCain ise Kentucky, Kansas, Luisiana, Wyoming, Texas, North Dakota, Alabama, Arkansas, Güney Carolina, Tennessee, New York, Georgia, Oklahoma eyaletlerinde kazandı.

Bu sonuçlara göre Obama 338, McCain 156 delege çıkarmış oldu. Seçim sistemine göre, bir adayın kazandığını duyurabilmesi için 270 seçici üyeye ulaşması gerekiyor.

Seçimlerde sandıklar ilk olarak Indiana ve Kentucky eyaletlerinde kapandı. Sandıkların kapandığı ilk iki eyaletten ilk sonuçların genele yansıtılması yöntemiyle alınan bu sonuçlar sürpriz değil. Beklendiği gibi Kentucky’de John McCain, Vermont’da da Barack Obama kazandı.Obama: Değişim Amerika’ya geldi

ABD başkanı seçilen Barack Hüseyin Obama, Onbinlerce taraftarının toplandığı Chicago Grant Park’ta yaptığı konuşmada, “Değişim Amerika’ya geldi” dedi. ABD’de herşeyin mümkün olabileceğini vurgulayan Obama, “Bundan şüphesi olanlara Amerikan demokrasisi gereken cevabı verdi” dedi.

Sözleri sık sık alkışlarla kesilen Obama, değişimi yaşamak isteyen insanların oy vermek için saatlerce kuyruklarda kaldıklarını belirterek, kendisine oy veren veya vermeyenlerin hepsinin başkanı olacağını vurgulayarak, “Bu zafer sizin, siz olmasaydınız ben aday olmazdım. Başladığımızda ne destek ne de paramız vardı, sizler cebinizdeki dolarları bize vererek destek oldunuz, biz de bu gönüllü destek ile bu başarıyı kazandık” diye konuştu.

Obama, seçimde oy vermek için ülkede görülmemiş kuyrukların oluştuğunu belirterek, “Bu seçimle başardıklarımızla artık ABD’ye değişim geldi” dedi. Obama, artık kırmızı veya mavi eyaletlerin olmadığını vurgulayarak, “Bizler her zaman ABD’li olduk, ABD’li olmaya devam edeceğiz” dedi. Konuşmasında Cumhuriyetçi aday McCain’e de teşekkür eden Obama, “Kendisi uzun ve çok zorlu mücadele verdi. Palin’i de tebrik ettim” dedi. Eşinin büyük desteğini aldığını vurgulayan Obama, “ Eşimin desteği olmasa, bugünlere gelemezdim” dedi.”Kaybetmediğimiz umudumuz gücümüz olacak”

Obama konuşmasında, güçlerinin silahların ve büyüklüklerinden kaynaklanmadığını belirterek, güçlerini inandıkları umutlarından aldıklarını söyledi. Obaba, “Gücümüzü kaybetmediğimiz umudumuzdan alıyoruz, birliğimiz bizleri çok daha güçlü hale getirilebilir” diye konuştu.

Atlanta’da oy veren 106 yaşında köleliğin hala sürdüğü bir dönemde doğan, teninin rengi farklı olan ve daha önce hiç oy kullanmayan bir kadınla karşılaştığını söyleyen Obama, “Ama bu gece bir umuttan ileriye gitmekten söz ediyoruz. Bu kadın ABD’nin de değişebileceğiniz gördü. Evet artık değişebiliriz, kadınların susturulan sesleri artık ayaklandı. Bu bizim zamanımız ve şansımız. Halkımızı bir araya getirmenin zamanı. Hepimiz hep beraber daha güçlüyüz” diye konuştu.”Beyaz Saray’da köpeğimiz olacak”

Başkan adaylığı yarışına başlamadan çocuklarına başkan olursa köpek alma sözü veren Obama, konuşmasında çocuklarını da unutmadı. Obama, kızlarını çok sevdiğini belirterek, onlara verdiği köpek sözünü tutacağını söyledi. Obama, “Beyaz Saray’a bizimle gelen yeni bir köpeğimiz olacak” dedi. Barack Obama kimdir?

Kendisiyle aynı adı taşıyan Kenyalı bir baba ile Ann Dunham adlı Kansaslı beyaz bir annenin oğlu olan Obama, 4 Ağustos 1961 Hawai doğumlu. Hawaii Üniversitesi’nde tanışıp evlenen çift, Obama 2 yaşındayken boşandı. Harvard Üniversitesi’nde burslu okuyan baba, daha sonra Kenya’ya döndü ve hükümet için çalıştı.

New York’taki Columbia Üniversitesi’nde Siyasal Bilimler okuyan Obama, 1988’de Harvard Hukuk Fakültesi’ne girdi, buradaki öğrenciliği sırasında “Harvard Law Review” dergisinin ilk Afrika kökenli Amerikalı yöneticisi oldu.
1996-2004 yılları arasında Illinois eyalet senatörü olan Obama, 2004 yılında da ABD Senatosu’na seçildi. Bu zaferinin ardından medyanın ilgisini çeken Obama, Washington’un en gözde isimlerinden biri haline geldi. Obama’nın iki kitabı, çok satanlar listesine girdi.
 

 

Barack Obama, 2007 başında başkan aday adayı olduğunu ilan etmesiyle birlikte, diğer aday adayı, eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın eşi Hillary Rodham Clinton ile uzun süreli bir mücadeleye girişti ve zaferini ilan etti.

Barack Obama’nın Demokrat Parti’nin resmen başkan adayı olduğu ise Haziran 2008’de kesinleşti. Seçim kampanyasında “değişim” sloganını kullanan Obama, başkanlık yarışında en çok bağış elde eden lider olarak da rekor kırdı.

Obama, siyasette parlamasıyla birlikte hem ulusal, hem de uluslararası alanda “rock yıldızı” benzetmesi yapılan bir üne ve desteğe kavuştu. Obama’ya destek veren ünlüler arasında Hollywood dünyasından George Clooney, Scarlett Johannson, Robert de Niro, Tom Hanks, Matt Damon, Halle Berry ve ünlü müzisyen Bruce Springsteen bulunuyor.

Barack Obama, 1964 doğumlu ve kendisi gibi Harvard Hukuk Fakültesi mezunu olan Michelle Robinson ile evli. Çiftin, Malia (10) ve Sasha (7) adlı iki kız çocuğu bulunuyor.

ABD başkanlık yarışını kazanan Obama, bu ülkenin ilk siyahi başkanı olarak tarihe geçecek.

Obama dünyaya neler vaad etmişti?
 
 

 

Yeni ABD Başkanı Obama pek çok vaatte bulunmuştu. O vaatler nelerdi, dünya nasıl değişecek?

Demokrat Obama ABD tarihinde ilk siyahi başkan oldu. Cumhuriyetçilerin deyimi ile Obama Virginia’nın 40 yıllık tarihini değiştirdi. Bunun yanında Obama kilit eyaletler olan Pennsylvania ve Ohio’yu da kazandı.
ABD’nin yeni başkanı olarak seçilen ve halka “değişim” vaat eden Barack Obama’nın, seçim kampanyası sırasında gerek kendi ülkesinde, gerekse uluslararası çapta önemli olan vaatleri, 5 ana başlıkta toplanıyor.
Reuters’ın analizine göre Obama’nın vaatleri ve seçilmesinin olası sonuçları şunlar olabilecek:

1. Obama, Irak’taki askerleri belirli bir düzen içerisinde çekmeyi, bu ülkedeki ABD askerlerini, her ay 1 tugay olmak üzere tamamen çekmeyi ve Afganistan’a daha fazla asker kaydırmayı vaat etmişti.
Demokratlara oy veren seçmen, bu vaadini yerine getirmesi için Obama’ya baskı yapabilecek. Ancak Obama, son gelişmeleri, özellikle ABD’nin Irak’taki varlığının son aylarda sağladığı kazanımları dikkate alarak, bu vaadini yerine getirme konusunda yavaş davranabilir.
2. Obama, 20 Ocak 2009’da görevini devralacak. ABD ekonomisinde halkın tüketim harcamalarının arttırılarak ekonomik durgunluğa karşı mücadele edilmesini amaçlayan “ikinci teşvik paketi” bu tarihe kadar Başkan George Bush yönetimi ve Kongre tarafından yasalaştırılmazsa, Obama ve Kongre’deki demokratlar paketi geçirebilir.

3. Obama, kredi krizi içerisinde bulunan ve bu yüzden Wall Street’te hisse senetlerinin zayıflamasına, halkın emeklilik fonlarının değer kaybetmesine yol açan finans sektöründe yeni düzenlemeler için muhtemelen bir dizi adım atacak.

4. Obama, yıllık geliri 200 bin doların altında olan Amerikan vatandaşlarına vergi indirimi vaat etmişti. Bu kesim, toplam vergi mükelleflerinin yüzde 95’ini oluşturuyor. Obama, yıllık geliri 250 bin doların üzerinde olanların vergilerini ise arttıracağını söylüyordu. Ancak Obama ve Kongre’deki Demokratlar bu vaatlerinden kısmen geri adım atabilir. Vaatlerde belirtilenden daha küçük bir kesimin vergilerinde indirim, vaatlerde belirtilenin daha fazla bir kesimin vergilerinde ise arttırıma gidebilir.
5. Obama başkan seçilirse, ABD karşıtlığı ile tanınan devletlerin liderleriyle önkoşulsuz olarak görüşmeyi arzuladığını belirtmişti. Bu ülkelere örnek olarak İran, Küba ve Venezuela sayılabilir. Ancak Obama’nın bu ülke liderleriyle görüşmesi, ABD’nin bu ülkelerle diplomatik trafiği yoğunlaştırdığı oranda anlamlı olabilecek.
ZAFER KONUŞMASI
ABD’nin yeni başkanı Obama zafer konuşmasını yaptı. Konuşmasında özellikle umuttan ve beraberlikten bahseden Obama, McCain’e de teşekkür etti.İşte Obama’nın konuşmasından satırbaşları:
İKİ SAVAŞIMIZ VAR

– Obama, bugün seçimi kazanmayı kutlamakla birlikte yarın ülkenin problemleriyle yüzleşmek gerekeceğine işaret etti ve “İki tane savaş var, gezegenimiz tehlikede ve finansal bir krizin içindeyiz” dedi. Ülkede yeni bir enerji olduğunu belirten Obama, “Önümüzdeki yol uzun ve zorlu olacak. Belki önümüzdeki 4 yılda istediğimiz yere gelemeyeceğiz. Ama size söz veriyorum, bir gün hedeflerimize ulaşacağız. Evet, yapabiliriz!” ifadelerini kullandı.

– Hatalı başlangıçlar ve geri tepmeler olabileceğini, iktidardaki her tercihinin herkesçe kabul görmeyebileceğini vurgulayan Obama, her durumda halka karşı dürüst olma sözü verdi ve ülkeyi tuğla, tuğla, sokak, sokak birlikte inşa
edeceklerini söyledi.

– Hala şüpheleri olan birileri varsa bu gece yanıtınızı aldınız

– Bugün kiliselerin, okulların önünde oluşan kuyruklar bu ülkenin hiç görmediği kuyruklardı. İnsanlar saatlerce oy kullanmak için beklediler.

– Bizler sadece eyaletler değildik. Bizler her zaman ABD idik ve ABD olmaya devam edeceğiz

– Bugün verilen yanıt uzun zamandır korkuları olanlara verilen bir yanıttı

– Umut yeniden bugüne taşındı

– Bu seçimle başardıklarımızla artık ABD’ye değişim geldi

– Gecenin erken saatlerinde son derece özel bir telefon aldım Senatör McCain’den. Uzun ve zorlu bir mücadele verdi. Kendisi ABD için pek çok tavizler verdi. Sarah Palin’i de tebrik ettim. Bundan sonra onlarla çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum.

– Bu yolculuktaki ortaklarıma teşekkür etmek istiyorum.ABD’nin yeni başkan yardımcısı Biden’e çok teşekkür ediyorum

– Eşimin desteği olmasa bugün burada olamazdım. Kızlarımı da hayal edebileceklerinden çok seviyorum. Beyaz Saray’a bizimle gelen yeni bir köpeğimiz olacak

– Artık bizlerle değil ama büyükannemin bizi izlediğini biliyorum

– Bütün aileme minnettarım. Kampanya müdürüme de teşekkür etmek istiyorum

ZAFER SEÇMENİN

– Ve bu zafer size ait. Sizler olmasaydınız ben aday bile olmazdım. Başladığımızda çok paramız da desteğimiz de yoktu.Arka sokaklarda desteklenmeye başlandı. Elindeki dolarları biriktirerek bize verenlerin desteğiyle başladı.

– Bizim için gönüllü olarak çalışan milyonlarca ABD’li sayesinde bu başarılabilir. Bu sizin başarınız

– Bunu sadece seçimi kazanmak için yapmadınız. Bugün kutlama yaparken bile yarının ne kadar zorlu bir süreç olacağını biliyorsunuz

– İçinde bulunduğumuz krizi biliyorsunuz. Çocukları Irak’ta olan annelerin ne kadar tedirgin olduğunu biliyoruz

– Önümüzdeki yol zorlu ve uzun

– Zirveye belki 4 yılda tırmanamayacağız ama size söz veriyorum hep birlikte hayal ettiğimiz noktaya ulaşacağız

– Tabi ki zorluklar olacak ve hatalarımız da olacak

– Beni her zaman desteklemeyenler de olacak. Ama sizleri her zaman izleyeceğim. ÖZellikle görüş ayrılığına düştüğümde sizleri dinleyeceğim.

– Sizin yeni ruhunuzla gerçekleşti bu zafer. Bu nedenle bu yeni ruha, vatanseverliğe sarılalım

– Sadece kendimize değil birbirimize de bakalım

– Tek bir ulus, tek bir halk olarak hareket etmemiz lazım. Yoksa küresel krizi çözemeyiz

– Beyaz Saray’da cumhuriyetçilerin kurduğu bir yönetim vardı. Demokrat Parti oalrak bu gece bir zafer kazanıyoruz.

OY VERMEYENLERİN DE BAŞKANI OLACAĞIM

– Bizler düşman değiliz, dostuz. Sesinizi duyuyorum. Oy vermeyenlerin de başkanı olacağım. Sizlere söz veriyorum

– Bizleri dinleyenlere sesleniyorum. ABD’nin yeni liderini dinliyorsunuz.Dünyayı ortadan kaldırmak isteyenlere sesleniyorum: Sizi yeneceğiz

– Bizim gücümüz silahların gücünden ya da büyüklüğümüzden kaynaklanmaz, demokrasiden ve kaybetmediğimiz umudumuzdan gücümüzü alırız

– Bizim birliğimiz çok daha güçlü hale getirilebilir

– Atlanta’da oyunu kullanan bir kadınla karşılaştım. 106 yaşındaydı. Köleliğin hala hayatta olduğu bir devirde doğmuştu. Daha önce oy kullanamamıştı. Çünkü teninin rengi farklıydı ve bir kadındı. Ama bu gece bir umuttan ve ilerlemeden bahsediyoruz. Kadınların sesleri susturulmuştu. Ama artık dünyanın dört bir yanında onlar ayağa kalktılar

– Limanlarımıza bombalar düştüğünde bu bahsettiğim kadın bu neslin ayağa kalktığını gördü. Bu kadın ABD’nin değişebileceğiniz gördü. Evet değişebiliriz

– Eğer çocuklarımız bir sonraki yüzyılı görebilirse acaba onlar hangi değişiklikleri görecekler. Bu bizim zamanımız ve şansımız. Halkımızı bir araya getirmenin zamanı. Hepimiz hep beraber daha güçlüyüz

– Teşekkür ediyorum. Tanrı sizi ve ABD’yi korusun…

 

 

 

Obama’nın zaferi Türkiye’yi nasıl etkiler?
 
 

 

Ermeni sorunu ve PKK’ya karşı hamleler Türkiye-ABD ilişkilerinin kaderini belirleyecek
Ermeni lobisinin yeni başkanın 24 Nisan’da yayınlayacağı bildiriye “soykırım” ifadesini sokmaya çalışağı sanılıyor, Türkiye’nin bu konuya dikkat etmesi gerektiği vurgulanıyor. Öte yandan Lozan’daki azınlık haklarına ilişkin konular ve Kürt sorununun ABD’nin gündeminde olacağı da belirtiliyor.
Türkiye’nin atacağı adımlar ve yeni başkanın Ankara politikaları üzerine iyimser düşünenlerse “Korkulacak bir şey yok, Türkiye cesur olmalı” görüşünü savunuyor.
Can Dündar’
ı

n sunduğu “Neden?” programında ABD başkanlık seçimleri ele alındı. Sosyolog-yazar Can Kozanoğlu ve psikolog-yazar Gündüz Vassaf, eski ABD büyükelçisi Faruk Loğoğlu, AKP Milletvekili Suat Kınıklıoğlu, CHP Milletvekili ve eski Washington Büyükelçisi Şükrü Elekdağ stüdyoda ABD’nin başkan adaylarını ve Türkiye’ye yansımalarını değerlendirdi. Brookings Enstitüsü Türkiye Uzmanı Ömer Taşpınar, Washignton’dan canlı yayına bağlanarak başkan adaylarının Ankara’yla ilgili görüşlerini aktardı.
ABD, ABD’LİLERE BIRAKILMAYACAK KADAR ÖNEMLİ
Psikolog, yazar Gündüz Vassaf
Ön seçimlerde Obama için çalışmış bir genç heyecanını şöyle anlattı: “O kadar seviyoruz ki Obama’yı, o kadar heyecanlandık ki, cuma akşamları partileri iptal edip kampanya yaptık.” ABD’de muazzam bir heyecan var.
ABD Amerikalılar’a bırakılmayacak kadar önemli bir ülke. Cumhuriyetçi aday John McCain, Sarah Palin’i, yani hiç ABD pasaportu almamış ve dünyayı bilmeyen birisini başkan yardımcısı adayı gösterdi. ABD’nin en büyük gücü, kim olursa olsun, hangi sınıftan olursa olsun başarabileceğine inanıyor, zengin olabileceğine, sınıf değiştirebileceğine inanıyor. Ve buna inananları da kendi ülkesine çekiyor. Bu aynı zamanda rahatlıkla başka bir ülkeyi zaptetme hakkını kendilerinde görmelerine neden oluyor.
ABD seçimlerini bir tüketici olarak izliyoruz, beyzbol oynamadığımız halde şapkasını takıyoruz, onlar gibi giyinip onlar gibi yiyoruz vs… Obama mı yoksa McCain mi bize göre daha iyi diye soruyoruz ama Türkiye başkan adaylarından ne istiyor, bunu sormuyoruz ve bilmiyoruz.

OBAMA’NIN İNSANLIK İÇİN SİMGESEL ANLAMI VAR
Sosyolog, gazeteci-yazar Can Kozanoğlu
Obama’nın seçilmesi tüm insanlık açısından simgesel bir anlam taşıyor. 106 yaşında bir siyah kadının tekerlekli sandalyeyle Obama için oy kullanmaya geldiğini gösterdiler televizyonda. Bu kadının yaşadıklarını bir gözümüzün önüne getirelim, bırakın çocukluğunu 60 yaşında bile ırk ayrımı yaşamış bir kadın, 1902 doğumlu… Ve kadının ömrü vefa etmiş, bir siyah başkan adayı için oy kullandı.

Hillary Clinton ve Barack Obama Demokrat Parti’nin başkanlık adayı için yarışırken bir anket yayınlanmıştı. “ABD siyah bir başkan adayına hazır mı?” şeklindeki soruya beyazların çoğunluğu “evet” derken, siyahların çoğunluğu “hayır” cevabını vermiş. Beyazlar siyah başkan seçilebilir diye düşünüyor, siyahlar buna güvenmiyor, böyle ilginç bir ülke…

ABD’de de tıpkı Türkiye’de olduğu gibi yıllardır gençlerin apolitik olduğu söyleniyordu ama Obama ile birlikte ön seçimlerde bile katılım rekoru kırıldı. Erken oy kullananların sayısı da bir rekor kırıldı. Obama’nın topladığı bağış miktarı da en üst limitte, bağış yapan kişi sayısı da rekor olarak kayıtlara geçti.

Amerikalılar başkan adaylarının TV’deki tartışmalarına çok önem vermiyorlar bana göre. Ekonomiye göre oy veriyorlar genelde. Sempatikliğiyle öne çıkan Barack Obama neden yardımcılığına antipatikliğiyle tanınan Joe Biden gibi bir ismi seçti? Şu yüzden: Biden beyaz, katolik, dış politika konusunda tecrübeli, Demokrat Parti’nin sağ kanadından… Obama dengeleri gözetti ve Biden gibi tecrübeli birisini yanına aldı.
ABD toplumunun çok muhafazakar olduğunu görüyoruz, genelde cinsellik ve resmi görevdeki insanların yalan söylediğinin ortaya çıkması konusunda… Bill Clinton’ı

n oval ofisteki seks skandalı ve ardından bunu inkar ederken yalan söylemesi normalde bir başkanı koltuğundan götürebilirdi ancak Clinton iktidara geldiğinde Dow Jones endeksi 3 binin üzerindeydi, skandal patladığında ise 10 bini geçmişti. Bu ekonomik performans ABD’lilerin skandalı kaldırmasını sağladı.
ABD toplumu cehaletten yana diplerdedir diye bilinir. Ancak dünyada en çok bilimsel makale yayınlayan ülke de ABD’dir. Bununla birlikte cezaevindeki insan nüfusundan yana, en yüksek oran da onlarda. Oradaki nüsuf 2 milyon 300 bini geçti.

TÜRKİYE’NİN BİR ADAY TERCİHİ YOK
Eski ABD Büyükelçisi Faruk Loğoğlu
Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında Türkiye’ye bakış açısından fazla bir fark yok. Cumhuriyetçiler’le Ankara’nın daha iyi geçinmesinin nedeni Cumhuriyetçiler insan hakları konusunda daha az hassastır ve savunma konusuna önem verirler. Türkiye bakımından bir aday tercihi yok.
Ermeni lobisi en uygun fırsatı kollamaya çalışacaktır, 24 Nisan tarihi var önümüzde, yeni başkan 20 Ocak’ta yemin edecek, bu dönemde Ermeni lobisi yeni başkanın 24 Nisan’da yayınlayacağı bildiriye “soykırım” ifadesini sokmaya çalışabilirler, Türkiye’nin bu konuya dikkat etmesi gerekiyor.

Türkiye’de insan haklarına ilişkin, Lozan’daki azınlık haklarına ilişkin veya Kürt sorunundaki sorunlar çözülmedikçe ABD’nin gündeminden de düşmeyecektir.

PKK’YA BAKIŞ NET, ERMENİ KONUSU NET DEĞİL
AKP milletvekili Suat Kınıklıoğlu
Ermeni konusunun ilk altı ayda Kongre’ye gelme olasılığı düşük. Ancak bizi endişelendiren Obama’nın daha entelektüel olan Chicago’dan gelmesi, ekibinde “soykırım” konusunda uzman birkaç ismin bulunması. Obama’nın kazanması halinde Ermeni lobisi tabi ki bastıracaktır ancak Obama ve ekibinin böyle bir maceraya atılacağını düşünmüyorum, çünkü Türkiye ile tüm ilişkilerin altüst olmasını göze alamazlar, stratejik ortaklığa zarar vermez.
Ermeni konusunda daha net ve önümüzü göremeyeceğimiz bir tablo var, PKK konusunda ise Obama ve Biden’ı

 

n seçim bildirgesinde açıkladıkları gibi “Türk ve Iraklı liderlerle görüşürek bu sorunun çözülmesini istiyorlar”, burada tablo daha net.
Ermeni konusunda psikolojik üstünlük bizde, bunu unutmayalım. Ana hedefimiz Ermeni diasporası değil Erivan olmalı. Obama ile Suriye ve İran konusunda Türkiye aynı çizgide. Bush’un ilk iktidara geldiği dönemden bu yana dengeler değişti, bugün Kafkasya ve Ortadoğu’da ağırlığını ortaya koymuş ve liderliği benimsenmiş bir Türkiye var. PKK konusunda da Obama yönetimiyle sorun yaşanacağını sanmıyorum.

İLİŞKİLERİN KADERİNİ PKK BELİRLEYECEK
CHP milletvekili ve eski Washington Büyükelçisi Şükrü Elekdağ
Türk ABD ilişkilerini tayin edecek unsun Amerika’nın PKK sorununa nasıl bakacağıdır. ABD, Mart 2003’teki tezkereden sonra Türkiye’ye karşı bir cezalandırma politikası uyguladı. Tezkerenin geçmemesi üzerine ABD PKK’yı listesinden çıkardı ve terör örgütüne can üfledi. 4 yıl boyunca bu durum devam etti. ABD, Irak’ı

işgal eden ülke olarak PKK’ya karşı son derece önemli sorumlulukları olmasına rağmen kılını kıpırdatmadı. Bütün bu süre zarfında ilişkiler üzerindeki esas olumsuz etken, PKK’yı Barzani’nin kullanmasına göz yummuştur. Yeni başkan PKK’ya bakışını değiştirir ve terör örgütüne karşı Türkiye’ye operasyon izni verirse ilişkiler değişir. Ermeni konusunda da Türkiye’nin yeni başkan seçilmesinden sonra ilk 3-4 ayda çok dikkatli olması gerekiyor.
Türkiye yeni gelecek yönetime “ya Türkiye ya Barzani” tercihini yaptırmalı. Türkiye bugüne kadar ABD’ye karşı son derece ezik bir politika izledi, ABD’ye bazı hususları anlatmalıyız açık bir şekilde. Türkiye-ABD ilişkilerini Irak’ı

n kaderini belirleyecektir.

OBAMA TÜRKİYE’Yİ DAHA İYİ TANIYOR
Ömer Taşpınar Brookings Enstitüsü Türkiye uzmanı
Obama’nın ekibindeki Türkiye uzmanları Bush ve McCain’in ekibindeki Türkiye uzmanlarından ülkemizi daha iyi tanıyorlar. Obama ile ilgili hep Ermeni konusu gündeme getiriliyor ancak tabloya daha geniş açıdan bakıp sakin olmalıyız. Çünkü Obama’nın Türkiye uzmanları Clinton’ı

n uzmanlarıyla aynı neredeyse. Korkulacak bir şey yok, Türkiye kendine güvenmeli. Yapılması gereken Erivan’la ilişkileri daha da geliştirmeli, yeni adımlarla ABD’deki Ermeni lobisi marjinalize edilmelidir. Türkiye’nin atacağı adımlara bağlı olarak Ermeni “soykırım” tasarısı gündeme gelmeyecektir. Sınırın açılması ve diğer doğru adımları atmasıyla kozları eline geçirecektir, Türkiye Obama iktidarından korkmasın. Ortadoğu ve AB politikalarında da aynı değerlendirme geçerli, Obama Türkiye için AB’de lobi yapacaktır mutlaka.
Türkiye Kuzey Irak’ta Barzani ile masaya oturarak korkmadığını gösterdi ve bu adım Washington’da takdir ediliyor. Obama seçilirse Türkiye ve Barzani arasında diyalog kapısını zorlayacaktır. ABD her zaman iki gücün birbiriyle konuşmasını isteyecektir. Çatışmacı olmak yerine Kuzey Irak yönetimiyle PKK, petrol ve bölgesel dengeler konusunda nasıl anlaşmalar yapılabilir, Türkiye bu konulara yönelmeli. Demokrat yönetimle Türkiye ilişkileri daha iyi bir çizgiye geçecektir, Türkiye daha cesur olmalı. 
 

 

 

 

 

Mustafa Mutlu

Obama ile Erdoğan arasındaki 7 fark!

Ahmet Hakan dün, ABD’nin Demokrat Başkanı (artık öyle diyebiliriz herhalde) Obama’yla, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’
 
 

 

ı

n ortak özelliklerini yedi madde halinde yazmış…
Sevenleri ikisini de “mehdi” olarak selamlıyormuş.
İkisi de “zenci”ymiş…

İkisi de farklı bölgelerde yaşayan ailelere mensupmuş…

İkisi hakkında da kuşku varmış.

Obama’nın McCain’ine karşılık, Erdoğan’ın da Deniz Baykal’ı

varmış…
İkisi de uzun boyluymuş…
İkisi de ülkelerinin starlarının desteğini alıyormuş. (Bizdeki star da Hülya Avşar’mış!)

Ahmet Hakan’dan esinlenerek ben de iki liderin “farklılıklarını” yazayım:

 

 

***

BİR: Obama liberal, Erdoğan “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” bir partinin lideri…
İKİ: Obama’nın partisi dünyaya demokrasi kültürü ihraç ediyor, bizimkinin partisi demokrasiyi ithal bile edemiyor!
ÜÇ: Obama uzlaşmacı, İran’a barış çubuğu uzatıyor… Cumhuriyetçiler dahil her kesimle uzlaşarak siyaset yapıyor… Erdoğan ise ana muhalefet partisi CHP’yi, Meclis’teki üçüncü büyük parti MHP’yi bile dışlıyor. Uzlaşarak değil, kavga ederek prim toplamaya çalışıyor…

DÖRT: Obama senatörlükten, Erdoğan belediye başkanlığından geliyor… Biri dünyanın en iyi üniversitesini bitirmiş, diğeri imam hatip mezunu… Biri kitap yazıyor, diğeri gazete bile okumamakla övünüyor!

BEŞ: Obama genç ve atletik… Erdoğan ise ondan dokuz yaş büyük ve ciddi sağlık sorunları var…

ALTI: Obama dünyanın güvenliğini sağlamaya soyunmuş bir ülkenin başkanlık koltuğuna oturacak… Erdoğan ise bırakın dünyanın güvenliğini sağlamayı, kendi ülkesinde yaşayanların can güvenliğini bile kendilerine emanet ediyor!

YEDİ: Obama’nın hayata geçirmek istediği dış politikalar konusunda kimseden izin almaya ihtiyacı yok… Oysa Erdoğan ulusal konularda bile ABD Başkanı’nın kapısını çalıyor.

 

 

***

Ama Erdoğan’
 

 

 

Bu yedi farkı, yedi yüz farka kadar çıkarabilirim…

 

 

 

ı Obama’yla aynı kefeye koymaya çalışanlar oldukça, neye yarar ki?


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: