Gönderen: gelecekte | Aralık 21, 2008

SOROS UYARDI

Pazar günkü milliyet’te Kadri Gürsel’in ilginç bir yazısı vardı,
İlginç bir o kadar da düşündürücü.Soros destekleyip besleyip büyüttüğü AKP ya da başka bir anlatımla,Fetullah Gülen’den desteğini çekiyormu?

Bu araştırma bazıları için bir sonun başlangıcı mı yoksa sadece bir uyarı mı?

İşte yazı okuyalım.

Dehşete düşüren bir araştırma
21 Aralık Pazar 2008

Prof. Dr. Binnaz Toprak’ın, gazeteciler İrfan Bozan, Tan Morgül ve Nedim Şener’le birlikte 12 Anadolu kentinde yürüttüğü çalışmanın neticesinde ortaya çıkan, “Türkiye’de Farklı Olmak Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler” başlıklı araştırmanın tamamını okumuş biri olarak, yazıya bir tavsiye ile başlamak istiyorum: Gazetelerdeki özetiyle asla yetinmeyin; siz de tamamını okuyun! Hele İstanbul, İzmir veya Ankara’da yaşıyorsanız zaman ayırın ve mutlaka okuyun!
Dehşet içinde kalacağınızı garanti edebilirim…
Ne olduğunuz fark etmez, İslamcı veya laik, solcu ya da milliyetçi… Burada mesele, vicdanınız var mı yok mu, onunla ilgili.
Görüşülen 401 kişinin anlatımları ve bunların değerlendirilmesinden oluşan 183 sayfalık metni okuduktan sonra Türkiye algınız değişebilir. Kendinize “Ben nerede yaşıyorum?” diye sorabilirsiniz. Hangisi gerçek Türkiye? Burası mı, orası mı? Veya her ikisi, nasıl aynı vatanın parçası olabilir?

CHP ‘sığınma evleri’
Büyük şehirlerden birinde yaşıyorsanız, memleketin gidişatına yön veren çelişkilerden en çok öne çıkanının “laik-İslamcı kutuplaşması” olduğunu düşünebilirsiniz… Veya bu önermeyi sorgulama ihtiyacını bugüne kadar hiç duymamış da olabilirsiniz. Ama araştırmayı okuyunca, Anadolu’daki meselenin bir “kutuplaşma” halini çoktan aşmış olduğunu göreceksiniz. Oradaki mesele, İslami/İslamcı muhafazakârların ötekileştirdiklerine karşı yer yer şiddete varan bir baskı uygulaması, onları dışlaması ve aşağılaması… Araştırma bu pratiğin şoke edici anekdotlarıyla dolu.
“Ötekileştirilenler” ise başta Aleviler olmak üzere, Kürtler, kadınlar, gençler (özellikle de üniversite öğrencileri), Romanlar, gayrimüslimler, kendisini “laik” olarak tanımlayanlar ve alkollü içki kullananlar…
Binnaz Toprak, önceki akşam Bahçeşehir Üniversitesi’nde bir grup akademisyen ve gazeteciye araştırmayı tanıtırken, gittikleri Anadolu kentlerinde CHP ve Atatürkçü Düşünce Derneği lokallerinin, Kürt veya Alevi oldukları için dayak yiyen, kulağına küpe taktı diye veya renkli tişört giydi diye dövülen, aşağılanan gençler için birer “sığınma evi” işlevi gördüğüne tanık olduklarını söyledi.
Büyük kentlerdeki kutuplaşmada “Kemalizmin kaleleri” olarak algılanan bu mekânların Anadolu’da “ötekileştirilenlerin sığınma evi”ne dönüşmüş olması, oradaki durumu özetliyor.

‘Mahalle’den devlet eliyle baskı
“Anadolu oldum olası muhafazakârdır zaten” diyecek olanları veya muhafazakârlaşmayı siyasi etkiden bağımsız, kendi öz dinamiklerinden beslenen sosyolojik bir eğilimden ibaret sayanları yeniden düşünmeye davet eden bir çalışma bu… Çünkü araştırma, AKP iktidarı eliyle uygulanan İslamileştirmenin bütün tezahürlerini gözler önüne seriyor.
Buradaki anahtar kelime “AKP kadrolaşması”. O kadar olağanüstü boyutlarda ki, artık Anadolu kentlerinde “mahalle baskısı”nı vurgulamak yetersiz kalıyor. Hikâyesi anlatılan, “mahalle”nin devlet eliyle uyguladığı bir “İslamileştirme”dir.
Bu noktada AKP’yle başlayan, kadrolaşmadır; bu kadrolar tarafından uygulanan içki yasaklarıdır, devlet dairelerindeki cuma namazı baskısıdır, ramazandaki oruç baskısıdır, eğitim kurumlarındaki dinci telkin ve propagandalardır, yeni icat edilen “Kutlu Doğum Haftası”dır.
Bir de tabii, Binnaz Toprak’ın “Biz onu aramadık o her yerde karşımıza çıktı” dediği Fethullah Gülen cemaatinin faaliyeti var.

Bu Anadolu’yla AB imkânsız
Metnin giriş bölümünde, “Araştırma sonucunda edindiğimiz izlenim, toplumda mevcut olan, farklı kimlikte olanlara karşı uygulanan baskı ve ayrımcılığın, Anadolu kentlerinde AKP tarafından atanmış kadroların icraatları ve cemaatlerin faaliyetleriyle birleşip Türkiye’nin geleceği hakkında kaygı veren bir ortam yarattığıdır” deniliyor.
Bana göre en dramatik çıkarım da metnin sonunda: “Bu sınırlı çalışmada ortaya çıkan mevcut tabloyla Türkiye’nin ne Avrupa Birliği’ne üyeliğinin gerçekleşmesi, ne de özgürlükçü bir demokrasiye sahip olması mümkün gözüküyor”.
Binnaz Toprak, dürüstlüğünden kuşku duymadığım bir bilim kadını. Toprak’ın Ali Çarkoğlu ile yaptığı daha önceki türban araştırması İslamcılar tarafından referans gösterilmişti. Herhalde şimdi Toprak hakkında söyleyecek sözleri olamaz.
Anadolu’da hukukun üstünlüğünün, birey haklarının, azınlıklara saygının ve çoğulculuğun hiçe sayılmasında AKP’nin oynadığı rolü gözler önüne seren bu araştırmanın George Soros’un Açık Toplum Enstitüsü tarafından desteklenmiş olması, AKP için derslerle doludur.
Bu araştırma bir dönüm noktasıdır.


Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: